Burçin
BOZDOĞANOĞLU - Gelişmekte Olan Ülkeler ve Vergi Politikalarına Kısa Bakış
Ekonomik kalkınmanın
gerçekleştirilmesi, önemli harcamaların yapılmasını gerektirmektedir. Söz
konusu maliye politikası amacı açısından devletin yüklendiği fonksiyonun
boyutuna göre değişmekle birlikte; bu harcamaların yeterli ve sürekli
olabilmesi ise, güvenilir finansman kaynaklarının varlığına bağlıdır.
Duyulan ihtiyacın tamamını karşılayacak büyüklükte olamamakla beraber, sözü
edilen nitelikleri taşıyan en önemli kaynak vergilerdir. Devletin vergi
politikası, toplam tasarrufu artırıcı ve ekonomik kalkınmada payı
bulunabilecek yatırımları teşvik edici nitelikte olmalıdır. Bununla
birlikte, ekonomik kalkınma sorunun vergi politikası yönüyle çözümlenmesine
çalışılırken ekonomik dengeyi bozucu eğilimlerin göz önünde bulundurulması
gerekir. Kalkınma çabası içerisinde bulunan ülkelerde, mükellef açısından
tasarrufu azaltıcı bir etki yaratan vergi, devlet açısından cebri tasarruf
niteliğini taşımaktadır. Bununla beraber söz konusu ülkelerde, vergi adaleti
sağlanamadığı gibi optimum hasılat da alınamamaktadır.
Kalkınma için büyük atılımlar yapmaları gereken az gelişmiş veya gelişmekte
olan ülkelerin, vergilere aşırı derecede yüklenmeleri ise, sakıncalar
yaratabilir. Gelişmekte olan ülkelerde, vergi politikası ve buna ilişkin
uygulamalar, ülke ekonomisi açısından son derece önemlidir.
Gelişmekte olan ülkelerde vergi politikasının amaç ve araçlarının dört ana
başlık altında toplanması mümkündür. Bunlar sırasıyla;
1) İktisadi büyüme ve kalkınmanın finansmanı,
2) Gelir dağılımında adalet,
3) Ekonomik etkinlik ve
4) Ekonomik istikrar olarak sayılabilir.
Sırasıyla kamusal ve özel tasarrufları artırmak; düşük gelirli grupların
vergi yükünü azaltmak, enflasyon ve işsizlikle mücadele etmek ve
vergilemenin neden olduğu sosyal refah kaybını azaltmak şeklinde açılımları
yapılabilecek olan bu amaçlara ulaşmak için bir ülkedeki vergileme düzeyi ve
vergileme yapısı çok büyük önem taşımaktadır. Aşırı bir kamu borçlanmasına
başvurmadan ve iktisadi faaliyetleri olumsuz etkilemeden, diğer ülkelerdeki
vergi sistemleriyle ters düşmeden etkin ve adil bir vergi sisteminin
kurulması gelişmekte olan ülkeler için hem bir zorunluluk bir o kadar da
ulaşılması zor bir hedef olarak karşımıza çıkmaktadır. Zaten gelişmekte olan
ülkelerde gelirin izlenmesi zor, etkin bir vergi idaresi mevcut değildir.
Bununla birlikte gelir dağılımındaki adaletsizlik bazı kesimlerin vergi
kaçırmalarını ve vergiden kaçınmalarını kolaylaştırmaktadır. Kayıt dışılık
ise sağlıklı istatistiklerin toplanmasını engellemektedir. Maliye
politikaları ise bir ülkede makro ekonomik dengeyi korumak ve ortaya çıkan
dengesizlik hallerini gidermek amacıyla kamu gelirleri ve giderleri
kullanılarak uygulanan politikalar olarak tanımlanabilir. Kamu kesimi
gelirlerinin önemli bir bölümünü oluşturduğu için vergi gelirlerini
artırabilecek vergi politikaları izlenmesi bu açıdan önem taşımaktadır.
Etkin bir vergi politikasının amaçları ise şu şekilde açıklanabilir:
Kayıt dışı ekonomi ve istihdamın önlenmesi önemli
Gelişmiş ülkelerde %10-15 civarında olan kayıt dışı ekonomi ülkemizde %66
civarındadır. Uygulamada kayıt dışılık belge kullanımından kaçınılması,
çalışan işçilerin SSK’ya bildiriminin yapılmaması, satılan dairenin satış
bedelinin düşük gösterilmesi gibi örneklerle karşımıza çıkabiliyor. Bunu
önlemek içinse SSK prim oranlarının düşürülmesi, vergi denetiminin
etkinleştirilmesi, belge kullanımının yaygınlaştırılması gibi tedbirlerin
alınması kayıt dışı ekonominin payını azaltabilir.
Vergi oranlarının düşürülerek vergi tabanın genişletilmesi ise Türkiye’yi
vergi ödeyenler için “cehennem”, ödemeyenler için “cennet” olmaktan
kurtaracak bir yol olabilir. Ancak vergi tabanı genişletilmeden vergi
oranlarının düşürülmesi vergi gelirlerinde düşüşe yol açacaktır. Vergi
yasalarında yapılacak bazı değişiklikler, etkin denetimler, vergi idaresinin
yeniden yapılanması ve vergi tabanın genişletilmesiyle birlikte vergi
gelirlerinde artış olması beklenebilir. Gerek IMF gerek Dünya Bankası da
ülkemiz için bir yandan talebin gelir esnekliğinin yüksek olduğu mallara
doğru vergi tabanını genişletirken öte yandan mevcut vergi muafiyetinin
istisna ve indirimlerinin tedrici olarak kaldırılması gerektiğini
belirtiyor. Özellikle daha önce de uygulaması başarısız olan ve “nereden
buldun?”diye bilinen uygulamanın altyapısı hazırlanarak uygulamaya konulması
vergi tabanının genişletilmesini sağlayabilir.
Türkiye’de yeteri kadar vergi toplanamayışının önemli nedenlerinden biri de
sağlıklı belge düzeninin olmayışıdır. Nitekim gider yazılabilecek
harcamaların kapsamının dar oluşu fatura-fiş kullanımını azaltmakta, bu
durum da fiş-fatura vermeyen işletmenin defterine düşük gelir kaydetmesi ve
mal alışlarının da bir kısmının belgesiz olması anlamına gelmektedir. Gider
yazılabilecek harcamaların kapsamı genişletildiğinde belge düzenlemek
zorunda kalacak işletmenin,gelirinin tamamını kaydetmesi ve ayrıca daha önce
gizlenen KDV gelirinin de ayrıca beyan edilmesi sağlanabilecektir.
Kaynak: Bu yazı www.MuhasebeTR.com sitesinden alınmıştır.